- ANA SAYFA -



..:: KOMİK HABERLER, KOMİK OLAYLAR::..

SAYFANIN DEVAMI »    [1]    [2]    [3]    [4]    [5]    [6]




:) ERKEKLER NASILDIR?
     Erkekler bilgisayar gibidir... Sık sık kilitlenir ve hafizasi asla yetmez.
     Erkekler kahve gibidir... iyisi seni bütün gece uyutmaz.
     Erkekler yildiz fali gibidir... Sana ne yapman gerektigini söyler, lakin her seferinde yanilir.
     Erkekler park yeri gibidir... İyilerin hepsi kapilmistir.
     Erkekler kar firtinasi gibidir... Ne zaman gelecegini, ne kadar sürecegini ve kar kalinligini önceden tahmin etmene imkan yoktur.
     Erkekler tatil gibidir... Hep kisa gelir.
     Gelecegini planlayan erkegi nasil anlarsin? İki sise raki alir.
     Erkekler neden evlenmeyecekleri kadinlarin pesinden kosar? Köpekler de kullanmayacaklari otomobillerin pesinden kostugu için.
     Yeni bir koca ile evdeki köpek arasinda ne fark vardir? Köpek bir yil sonra da sen eve geldiginde kuyrugunu sallar.
     Tuvalet kagidini degistirmek için kaç erkek gerekir. Dünya tarihinde böyle bir sey yasanmadigi için bilinmiyor.
     Yarim beyinli bir adama ne denir? Kabiliyet.
     Erkek kredi kartinin çalindigini neden polise haber vermez? Hirsiz karisindan daha az harcar.
     Erkek neden karisinin elini tutar? Biraktigi anda alisverise gidecegini bildigi için.
     Evli çiftler su yatagina ne der? Ölü Deniz.
     




:) KADINLAR
     Bir kadinin belden asagisinin felç olmasina ne isim verilir?
     - EVLILIK
     Bir pil ile bir kadin arasinda ne fark vardir?
     - PILIN POZITIF BIR TARAFI VARDIR
     Kadinlari sonunda anlamayi basaran adami duydun mu?
     - KIMSEYE ANLATMAYA FIRSATI OLMADAN GULMEKTEN OLDU
     Kadinlar yataktan kalktiklarinda neden gözlerini ovalarlar?
     - KASIYACAK TSSKLARI YOKTUR DA ONDAN
     Kadinlar sex sirasinda neden gözlerini kapatir?
     - BIR ERKEGIN IYI VAKIT GECIRMESINE TAHAMMULERI YOKTUR
     Kadinlar neden adet görürler?
     - BUNU HAKETTIKLERI ICIN
     Tanri neden erkegi önce yaratti?
     - NEYI NASIL YAPMASI GEREKTIGI SOYLENMESIN DIYE
     Karinizin öldügünü nasil anlarsiniz?
     - SEKS AYNIDIR AMA BULASIKLAR YIGILIR
     20 cm uzunlugunda, 5 cm kalinliginda ve kadinlari çilgina ceviren sey nedir
     - PARA
     Kariniz mutfaktan çikip size dirdir ediyorsa ne hata yapmissinizdir?
     - ZINCIRINI UZUN TUTMUSSUNUZDUR
     Kadinlara neden güvenilmez?
     - 5 GUN BOYUNCA KANAYIPTA OLMEYEN SEYE NASIL GUVENIRSINIZ
     Bir birayi açmak için kaç erkek gerekir?
     - HİÇ! KADIN SIZE BIRAYI GETIRDIGINDE ACILMIS OLMALI
     




:) VAY BE AİLEYE BAK!
     Yetismis bir kizi olan bir dulla evlendim.Babam uvey kizimla evlendi.
     Bu sekilde babam benim DAMADIM oldu, uvey kizim da babamin karisi olmasi dolayisiyla ANNEM oldu.Benim karim bir oglan cocuk dogurdu. Bu cocuk tabiatiyla BABAMIN KAYINBIRADERI ve benim uvey annemin BIRADERI olmasi nedeniyle de benim DAYIM oldu.Babamin karisi da bir oglan cocuk dogurdu.
     Tabii dogan cocuk benim KARDESIM oldu fakat ayni zamanda kizimin oglu olmasi dolayisiyla da TORUNUM oldu. Boylece, karimda annemin annesi olmasi dolayisiyla benim BUYUKANNEM oldu. Kocasi ve ayni zamanda onun torunu oldugumdan, bir kimsenin buyuk annesinin kocasi da buyuk babasi olacagindan dolayi, KENDI KENDIMIN BUYUK BABASI oldum
     Mark Twain
     




:) Biz Türkler
     Londra' da arkadaslar Turk mahallesine gitmisler. Oradaki Turklerden bazilari tek kelime ingilizce bilmiyor.
     Cunku adamlar manavdan alis veris yapiyor, manav Turk, ev sahipleri Turk, arkadaslari Turk, esnaf Turk filan...
     Neyse efendim bunlar giriyorlar bir bakkala, kasadaki elemanla bir hos sohbet derken iceri bir İngiliz giriyor.
     Kasadaki eleman patronuna bagiriyor:
     - "Ismail abi bakivercen mi, turist geldi bi tane"
     




:) BİR ÖYKÜ
     Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından firlayarak önlerini kesti..
     Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?
     Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı..
     Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..
     Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı..
     Nasıl olsa bir sure sonra gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan masasına döndü.. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. Sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı.
     Anlaşılan çare yoktu..
     Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini bulandırmıstı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu? Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.
     Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard´da okuyan ogullarını bir yıl önce bir kazada kaybetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki onun anısına okul sınırları içinde bir yere bir anıt dikmek istiyorlardı.
     Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi.
     "Madam" dedi sert bir sesle, "Biz Harvard´da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner..."
     "Hayır, hayır" diyerek haykırdı, yaşlı kadın.. "Anıt değil.. Belki, Harvard´a bir bina yaptırabiliriz". Rektör yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak "Bina mı?" diyerek tekrarladı. "Siz bir binanın kaça mâl olduğunu biliyor musunuz? Sadece son yaptıgımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı.."
     Tartışmayı noktaladıgını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi...
     Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü :
     "Üniversite inşaatına başlamak için gereken para buymuş? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?"
     Rektor´un yüzü karmakarısıktı.. Yaslı adam başıyla onayladı. Bay ve bayan Leland Stanford, dışarı çıktılar. Doğru Californiaya´ya, Palo Alto´ya geldiler. Ve Harvard´ın artık umursamadıgı oğulları için onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.
     Amerika´nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD´u.
     




:) JERRY
     Jerry, cevresindekilerin cok sevdigi insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman soyleyecek olumlu bir sey bulurdu. Hatta bazen etrafindakileri cildirtirdi bile, "Bu adam bu halde bile nasil iyimser olabiliyor?" diye. Birisi nasil oldugunu sorsa
     "Bomba gibiyim." diye yanit verirdi hep. "Bomba gibiyim..." Jerry dogal bir motivasyoncuydu. Yanindaki insanlardan biri o gun, kotu bir gundeyse, Jerry yanina kosar, duruma nasil olumlu bakilacagini anlatirdi. Bu tarzi fena halde dusunduruyordu beni. Bir gun Jerry'ye gittim
     "Anlayamiyorum." Dedim.
     "Nasil oluyor da, her zaman, her kosulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun? Nasil basariyorsun bunu?
     "Her sabah kalktigimda kendi kendime Jerry bugun iki secimin var. Havan ya iyi olacak ya da kotu derim. Her zaman havamin iyi olmasini secerim. Kotu bir sey oldugunda yine iki secimim var. Kurban olmak ya da ders almak. Ben basima gelen kotu seylerden ders almayi secerim. Birisi bana bir seyden sikayete geldiginde, yine iki secimim var. Sikayetini kabul etmek ya da ona hayatin olumlu yanlarini gostermek. Ben olumlu yanlarini gostermeyi secerim.
     "Yok yahu" diye dalga gectim.
     "Bu kadar kolay yani"
     "Evet...Kolay..." dedi Jerry.
     "Hayat secimlerden ibarettir. Her durumda bir secim vardir. Sen her durumda nasil davranacagini secersin. Sen insanlarin senin tavrindan nasil etkileneceklerini secersin. Sen havanin, tavrinin iyi ya da kotu olmasini secersin. Yani sen hayatini nasil yasayacagini secersin."
     Jerry'nin sozleri beni oldukca etkiledi. Onu uzun yillar gormedim. Ama hayatimdaki talihsiz olaylara dovunmek yerine olumlu secimler yaptigimda hep onu hatirladim.
     Yillar sonra Jerry'nin basina cok talihsiz bir olay> geldi. Soygun icin gelen hirsizlar Jerry'yi delik desik etmisler. Ameliyati 18 saat surmus, haftalarca yogun bakimda kalmis. Taburcu edildiginde kursunlarin bazilari hala vucudundaymis. Ben onu olaydan alti ay sonra gordum.
     "Nasilsin?" diye sordugumda "Bomba gibi" dedi.
     "Bomba gibi"
     "Olay sirasinda neler hissettin Jerry?" dedim.
     "Yerde yatarken iki secimim var diye dusundum. Ya yasamayi sececektim ya olumu. Ben yasamayi sectim."
     "Korkmadin mi? Suurunu kaybetmedin mi?"
     "Ambulansla gelen saglik gorevlileri harika insanlardi. Bana hep 'iyileseceksin merak etme' dediler. Ama acil servisin koridorlarinda sedyemi hizla surerken doktorlarin ve hemsirelerin yuzundeki ifadeyi gorunce ilk defa korktum. Bu gozler bana "Bu adam olmus" diyordu.
     "Birseyler yapmazsam, biraz sonra olu bir adam olacaktim."
     "Ne yaptin?" diye merakla sordum.
     "Kocaman bir hemsire yanima yaklasti ve bagirarak her hangi bir seye ihtiyacim olup olmadigini sordu. 'Evet' diye yanit verdim." "Var" Doktorlar ve hemsireler merakla sustular. Derin bir nefes alarak kendimi topladim ve bagirdim. "Benim kursunlara alerjim var!.."
     Doktor ve hemsireler gulmeye basladilar. Tekrar bagirdim.
     "Ben yasamayi sectim. Beni bir canli gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi degil."
     Jerry, sadece doktorlarin buyuk ustaliklari sayesinde degil, kendi olumlu tavrinin da buyuk katkisi ile yasadi. Yasamasi bana yeni bir ders oldu. Hergun hayatimizi dolu dolu yasamayi secme sansimiz ve hakkimiz oldugunu ondan ogrendim ve herseyin kendi secimlerimize bagli oldugunu.
     1. Unutup gitmek,
     2. Yaziyi dikkate alip kesip saklamak, arkadaslariniza gondermek.
     Francie Baltazar Schartz'yn yazisini okuduktan sonra dusundum, iki secimim vardi:
     1. Cope atmak,
     2. Birileriyle paylasmak. Ben secimimi yaptim. Ya siz?...
     




:) TÜRKÜN AKLINI SEVEYİM
     Güney'de bir turistik lokanta, yemek listesine yemeklerin Türkçe adlarini, kars¸ısına da Ingilizcelerini koymus. Mantı'nin ingilizcesi olarak da "Logi" geçiyormus.
     ingilizcede böyle bir sözcük mevcut degil. Peki nasil icad edilmis?
     Arastirmis ve bulmuslar: "Logic" ingilizcede "mantık" demek. Son harfini atmislar, olmus "mantı" !
     




:) KRALIN YOLU
     Bir kral halki için geniş bir yol yaptirmaya karar verdi. Yapimi tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarisma düzenlemeye karar.verdi..
     Isteyenin bu yarismaya katilabilecegini ilan ettiren kral, yoldan.en.güzel. geçecek kisiyi belirleyecegini söyledi.. Yarisma günü, insanlar akin ettiler. Bazilari en güzel arabalarini,. bazıları en güzel elbiselerini getirmisti: Kadinlardan kimileri. saçlarini. en güzel biçimde yaptirmisti, kimi de yanlarinda en güzel yiyecekleri. getirmisti.
     Gençlerden bazilari spor kiyafetler içinde yol boyunca kosmaya hazirlaniyordu. Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralin yanina döndüklerine hepsi ayni sikayette bulundu:
     Yolun bir yerinde büyükçe bir tas ve moloz yigini vardi ve bu moloz yigini yolculugu zorlastiriyordu.
     Günün sonunda yalniz bir yolcu da bitis çizgisine yorgun argin ulasti. Üstü basi toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygiyla yönelerek elindeki altin kesesini uzatti:
     "Yolculugum sirasinda, yolu tikayan tas ve moloz yiginini kaldirmak için durmustum. Bu altin kesesini onun altinda buldum. Bu altinlar size ait olmali."
     Kral gülümseyerek cevap verdi:
     "O altinlar sana ait delikanli."
     "Hayir, benim degil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadi."
     "Evet" dedi kral.
     "Bu altinlari sen kazandin, zira yarismanin galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kisi sensin. Çünkü, yoldan geçen en güzel kişi, ardindan gelenler için yoldaki engelleri kaldiran kisidir ! "
     




:) Bilimsel Güzin Abla (1)
     İzmirden M.T. soruyor:
     Hocam, ben 38 yasinda, kimya ogretmeni bir genc bayanim. Uc ay kadar once kismetim acildi ve iyi niyetli bir gencle tanistim. Gecen hafta da nisanlandik. Mutluluktan ucuyordum ki dun laboratuarda korkunc bir sey kesfettim. Nisanlimin bana aldigi yuzugu denemek icin civaya attim, ve maalesef yuzdu. Halbuki saf altinin ozgul agirligi civaninkinden fazla, batmasi gerekirdi. Demek bana aldigi yuzuk saf altin degil, oyleyse sevgisi de saf olamaz. Simdi ben bu civayi nisanlimin yemegine koyup bu isi bitirmeyi dusunuyorum, ne dersiniz?
     Prof. Cakanyildizin cevabi:
     Arsimet'in hayatina her yonuyle vakif oldugunuz anlasiliyor. Yalniz yuzey gerilimini hesaba katmamissiniz, civanin yuzey gerilimi suyunkinden cok daha fazladir, boylece kendinden agir cisimleri de kaldirabilir, cunku o cisim batarken ortaya cikartacagi yuzey icin harcamasi gereken enerji, kendi potansiyel enerjisinden fazla olabilir. Ayrica civanin saf olmama ihtimali de var, o yuzden ani kararlar vermeyin derim.
     




:) Bilimsel Güzin Abla (2)
     Soru:
     Hocam ben 22 yasinda bir ev kiziyim. Iyi de bir kismetim cikti, evlenmeyi dusunuyorum. Yalniz aklima takilan birsey var, belki biraz daha beklersem, karsima daha iyi bir kismet cikacak. Bu konuda beni aydinlatirsaniz sevinirim.
     Prof. Cakanyildiz:
     Bu oldukca komplike bir problem. Genc kizlik doneminizde toplam kac kismetiniz cikacagi da en onemli degisken.
     Diyelim ki cesitli faktorleri gozonune alarak size (eger hepsini reddederseniz) n ayri kisinin talip olacagini farzedelim. Bu durumda, ilk talibinizin en iyisi olma ihtimali 1/n'dir, o yuzden ilk isteyene gitmeyin derim. ilk isteyeni reddeder, ondan sonra da ondan daha iyisini beklerseniz, cok buyuk bir ihtimalle (n-1/n) daha iyi bir secim yapmis olursunuz. Problemin tam cozumu ise Lagrange-Teukolsky denklemlerinin discrete cozumunu gerektiriyor, o da bugun bilinen tekniklerle maalesef imkansiz.
     Bilimsel gelismeler inaniyoruz ki yakin bir gelecekte bu toplumsal yaraya da care olacaktir. Simdilik ozel durumlar icin bilgisayarda yaptigim simulasyonlardan elde edilen bir "rule of thumb" soyleyebilirim, ilk ucte biri reddet, sonra gelenler icinde reddedilenlerin hepsinden iyi olani kabul et. Bircok genc kizimizin zaten instinctive olarak buna benzer bir metod kullanmasi insan beyninin processing gucu hakkinda dusundurucu.
     




:) Çapkınlık ipuçları
     1-Ilk görüste aska inanir misin ? Yoksa disari cikip tekrar mi gireyim?
     2-Affedersiniz! Biz kücükken farkli okullarda okumamis miydik?
     3- Sirtina dokunup: Aman allahim gercekten omuz kemikleri!! Ben bunlari kanat sanmistim!
     4- Cukulatadan bebeklerimiz bir dügün pastasinin üstünde sence de güzel görünür mü ?
     5-Saati sorun.9'u 5 mi geciyor? Bugün pazartesi 28 mart 9.05..Sizinle tanistigimin günü ve zamani aklimda tutmam gerekli de!
     6-Oturdunuz, konustunuz ve kalkti gidiyor..Birsey unutmadin mi?Neyi? Beni.!
     7- Bu sehirde yabanciyim . Bana evinin yolunu tarif edebilir misin?
     8- Baban uzayli miydi? Senin gibi birsey yeryüzünde yok cünkü!
     9-Telefon numarami unutmusum, seninkini ödünc alabilir miyim?
     10-Merhaba! Bay Watch'un son bölümünde harika oynadin, bir imza alabilir miyim?
     11-Erkek"Sesi sen de duydun mu?" Ne sesi? Ben birsey duymadim! Kalbim kirildi
     12-Baban hirsiz miydi? Hayir ! Ne Alaka?!? Gözlerinin yerine konulan elmaslari kim,nerden caldi o zaman?
     13-Bana yolu tarif edebilir misiniz? Kiz: Ne yolu? Nereye? Kalbine
     14-Beni bir cimcikler misin Kiz: Neden? Bu güzellik gercek olamaz! Rüya görüyorum sanirim
     15-Annenle baban zamaninda karsilasmasaydi, yeryüzündeki en mutsuz insan ben olurdum!
     16- Siz Aktuel'in kapagindaki kiz degil misiniz?
     17-Umarim suni solunumdan anliyorsundur..Solugum kesildi seni görünce!
     




:) Koca pişirme rehberi
     Kocalarin çogu pisirilme sürecinde "yanlis islem" gördüklerinden yumusakliklarini ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki, bazi kadinlar onlari sicak suda hasliyarak, bazilari ilgisizlikleriyle dondurarak, bazilarida basip, ezip tursusunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarina neden olurlar.
     Özenilerek hazirlanan her kocanin iyi ve yumusak olacagi söylenemez. Ancak iyi pisirilenin gerçekten tadina doyum olmaz. Koca seçiminde ne lüferin alimindaki gümüs piriltisi, ne barbunyanin altin yaldiz görünümü geçerlidir. Bunun için çarsi pazar dolasmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri kapinizin önüne gelenlerdir.
     Begeninin kisisel oldugunu düsünerek koca seçimini yalnizca kendiniz yapiniz. Kendinizi sabirla pisiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz.
     Kocayi pisirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprakçanaktan baskasi yoksa özenle kullanildiginda ayni isi görebilir.
     Kocalar da karides ve istakoz gibi canli pisirilirler. Bazen piserken tencerenin disina tasip yanabilir yada kenarlari sertleserek kabuk tutabilirler. Onlari tencerelerinde tutmak için "görev duygusu" adli zayif iplikten çok "huzur" adli saglam sicimle siki sikiya baglanmalidir.
     Sevgi, sicaklik ve neseden olusan sürekli bir ates yakilir. Kisiliginde uygun bir isiya ayarlanarak atese oturtulur. Köpürerek tasmasi halinde kaygilanilmamalidir. Pek çogu iyice pisinceye kadar sik sik köpürebilir.
     Özellikle sirke ve karabiber yerine taticilarin "öpücük" adi altinda sattiklari sekerden biraz konulabilir. Tadina bakarken hosgörü, iyimserlik ve nese benzeri baharatdan birer tutam katmaniz önerilir.
     Ancak bunlar diger baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanilmalidir. Yumusakligini kontrol ederken sertlesmesinden kaçinilmalidir. Fazla yayilmasini ve kabin dibine oturarak ise yaramaz hale gelmesini önlemek için arada bir hafifçe karistirilmalidir. Kivama geldigini anlamamak olanaksizdir.
     Böyle pisirildigi zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktir. Dikkatsizlik nedeniyle ev atesini sogutmazsaniz, bozulmadan istediginiz süre dayanir. Bu yolda hazirlanmis "koca" mutlu bir ömür boyunca tadini korur!
     (bu yazi 1800 yillarinda basilmis bir yemek kitabinin ön sözünden alinmistir.)
     




:) Midilli ile zebranın aşkı
     İngiltere'nin kuzeyindeki Cumbria'da gizli aşkı zebradan hamile kalan Shetland midillisi, dünyaya getirdiği yarısı çizgili yavrusuyla büyük şaşkınlık yarattı.
     Tilly isimli midillinin sahibi Karen Pete, birkaç ay önce satın aldığı midilliyi, kendisine ait halka açık çiftliğe koyduğunu belirterek, bir süre otlağını bir zebrayla paylaşan midillinin hamile olduğunu farketmediğini kaydetti.
     Vahşi hayvanların bulunduğu bir hayvanat bahçesinden satın aldığı midillinin kendisine geldiğinde zaten şişman olduğunu ve daha sonra şişmanlamaya devam ettiğini anlatan Pete, ''Tilly'nin sadece kilo aldığını düşünüyorduk ki, bir sabah dişi bir tay dünyaya getirince gerçekten şoka uğradık'' diye konuştu.
     Karen Pete, yarısı çizgili tayın gerçekten eşi görülmedik bir hayvan olduğunu, İngiltere'de bir belki de iki tane böyle hayvan olabileceğini söyleyerek, bu yeni gelişmenin bölgeye büyük darbe vuran ''şap hastalığından'' ötürü kapatmak zorunda kaldığı çiftliği için sevindirici bir olay olduğunu ifade etti.
     




:) Devekuşlarını yılan soktu
     Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesi Ziraat Odası Başkanı İzzettin Şenbayram, iki yıl önce besi için satın aldığı devekuşlarından 5'inin yılan sokması sonucu öldüğünü söyledi.
     Şenbayram, yaptığı açıklamada, iki yıl önce Antalya'dan 7 bin dolar ödeyerek, 7 devekuşu satın aldığını ve Kızbebeği Köyü'nde beslemeye başladığını söyledi.
     Devekuşlarının bakımının çok zor olduğunu ve 7 devekuşu için 10 dönüm arazisinin etrafını tel örgülerle çevirdiğini anlatan Şenbayram, şöyle konuştu:
     ''Devekuşu besiciliğinin çok karlı olduğunu öğrendim. Ben de bu işi yapmaya karar verdim. Ancak, talihsizlikler bir türlü yakamı bırakmadı. İki yıl önce getirdiğim devekuşlarından 5'i yılan sokması sonucu öldü. Bunlardan 3'ü geçen yıl ölmüştü. Artık elimde kalan 2 devekuşuyla en azından zararımı çıkarmak istiyorum.''
     




:) Yenikapının hikayesi
     4. Murat devri. Padisah tarafindan, mey (sarap), afyon ve fal bakmak yasaklanmis. Istanbul'da bütün meyhaneler ve keshaneler "underground" takilmaya baslamis. 4. Murat bi gece, tebdil-i kiyafet Istanbul'a indiginde, karsiya geçmeye karar verip bi sandal kiralamis.
     Sandalci müsterisinin sultan oldugunu bilmiyomus tabii. Bi ara, sandalin yanindan sarkan bi ipi çekmis. Ipin ucunda bi testi! Sultan, "Ne var o testinin içinde?" diye sormus. Sandalci "Ne olacak, mey iste" diye gülerek müsterisine ikram etmis. Her ne kadar yasaklamis olsa da, 4. Murat'in alkolle arasinin iyi oldugu bilinir. Ikrami kabul etmis ama yine de, "Mey yasak. Hünkarimiz görse kafani vurdurtur diye korkmuyo musun?" diye sormaktan da geri kalmamis. Sandalci da haliyle, "Yahu hünkar ner'den görecek bizi denizin ortasinda" demis.
     Aradan biraz zaman geçmis. Sandalci bu kez de, teknenin tahtalarindan birini kaldirip aradan afyon çikarmis ve nargilesine atarak körüklemeye baslamis.
     Gönlü zengin adam, hemen müsterisine de ikram etmis. Sultan yine kabul etmis ama yasagi gene hatirlatmis. Sandalci ayni sekilde, "Kim görecek ki bizi denizin ortasinda" demis. Biraz daha vakit geçmis. Bizim sandalci cebinden fal taslarini çikarmis. Hünkara, "Ver 5 akçe de falina bakayim" demis. Fal 4. Murat'in en kizdigi seymis, ama "Hadi biraz daha sabredeyim" diye düsünüp, "Bak bari" demis.
     Fal taslarini elinde çalkalayip atan sandalci, "Efendi, sorunu sor bakalim" demis. 4. Murat, "Hünkar su anda nerededir?" diye sormus. Sandalci taslara bakip "Hünkar su an denizdedir" demis. 4. Murat güya endiselenmis havalarina girip, "Sakin yakinimizda bi yerde olmasin" diye sormus sandalciya ve tekrar iyice bakmasini söylemis. Sandalci taslara tekrar bakmis ve birden, 4. Murat'in ayaklarina kapanip, "Affet beni hünkarim " diye yalvarmaya baslamis. Kiyiya dönene kadar yalvarmaya devam etmis. Padisah dayanamayip, "Sana bi soru sorucam. Eger bilirsen seni affederim. Bilemezsen boynunu aninda vurduracam" demis. Sandalci sevinçle, "Padisahim çok yasa" demis ve merakla soruyu beklemeye baslamis.
     4. Murat, sandalciya, "Dönüste Istanbul'a hangi kapidan giricem?" diye sormus. Tabii sandalci hemen itiraz etmis, "Hünkarim, simdi ben hangi kapiyi söylesem, siz baska kapidan girersiniz. Affiniza siginarak, gireceginiz kapiyi bi kagida yazsam ve size versem; kapidan geçtikten sonra okusaniz olur mu?" demis. Hünkar basini "Olur" anlaminda sallayinca, sandalci tahminini yazip kagidi vermis.
     4.Murat kagidi alir almaz, daha bakmadan, yanindaki fedaisine, "Hemen boynunu vur su kafirin" emrini vermis. Sonra da, "Surlara yeni bir kapi açila! Istanbul'a oradan giricem" demis çevresindekilere. Kapi 5-10 dakikada açilip, padisah ve erkani sehre girmis. 4. Murat bi ara, sandalcinin kagida hangi kapiyi yazdigini merak etmis. Kendinden çok eminmis, laf olsun diye cebindeki kagida bakmis. Ama okuyunca hayretler içinde kalmis. Sandalci kagida sunlari yazmismis: "Hünkarim, yeni kapiniz vatana millete hayirli ugurlu olsun"
     O gün bugündür de iste o kapi, "Yenikapi" olarak aniliyormus.
     




:) Evliya
     Adamın hastalığına çare bulamayan doktorlardan biri , kendisine Evliya denilen bir ihtiyarın adresini vermiş. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında , sokağın köşesinde simit satan 6-7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu.
     Adam o yaştaki çocukların tamamen günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam ederken , aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki eski t-shrt ün üzerinde bir E harfi yazılıydı. Ve bu E mutlaka evilyanın E si olmalıydı. Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra ;
     - Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler , dedi. İyileşmem için bana dua edermisin ?
     Çocuk bu teklif karşısında şaşırmışa benziyordu. Kafasını olur der gibi sallarken ;
     - Bende sık sık hastalanıyorum , diye karşılık verdi. Ama dedem , Allaha inananların ölünce yıldızlara uçtuklarını ve orada cenneti seyrettiklerini söylüyor. Bu yüzden korkmuyorum hastalıklardan.
     Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun soğuktan moraran yanaklarına bir öpücük kondururken ;
     - Deden çok doğru söylemiş , dedi. Ama ben yine de yardım istiyorum senden.
     Çocuk duasının kıymetini anlamış gibiydi. Karşı kaldırımdan geçmekte olan baloncuyu gösterek ;
     - Size dua edeceğim diye cevap verdi. Ama eğer iyileşirseniz , bana 10 tane balon alacaksınız , tamam mı ?
     Bu sefer adam başını salladı. Fakat çocuk bu kadar büyük bir hazineyi istemekle haksızlık yaptığına hükmetmişti. Mahcubiyetten kızaran yanaklarını elleriyle örtmeye çalışırken ;
     - Uçan balon almanıza gerek yok , diye devam etti. Normalinden 10 tane istemiştim. :))
     Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı. Anlaşma nihayet yapılmış , ayrıntılara geçilmişti. Buna göre hastalıktan kurtulması halinde 6 ay sonraki Ramazan Bayramında çocukla buluşacak ve her hangi bir sebeple gelemediği takdirde , önceden hazırlanan balonların ona ulaşmasını veya postalanmasını sağlayacaktı.
     Adam küçük çocuğun adını ve adresini bir kağıda yazdıktan sonra , başını okşayarak onunla vedalaştı.
     Aradan soğuk bir kış geçip Ramazan a ulaşıldığında , adamın hastalığından eser bile kalmamıştı. Hayata tekrar dönmenin sevinciyle en güzel balonlardan bir paket hazırladı ve bayramın ilk gününü iple çekerek randevü yerine gitti. küçüklerin cıvıl cıvıl kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler , çocuğu tanımıyordu. Adam onu biraz ilerdeki bakkala sorduğunda , dükkan sahibi ;
     - Ciğerleri hastaydı yavrucağın , dedi. Geçen hafta aniden ölüverdi.
     Adam bir anda beyninden vurulmuşa döndü. Ve koşar adımlarla orayı terkederken , önüne çıkan ilk baloncuya bir tomar para uzatıp ;
     - Şu an uçan balonklardan 10 tane istiyorum , dedi. Çabuk ol , gecikmeden ulaşmalı yerine.
     Adam satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini birbirine düğümledikten sonra ,onları besmeleyle gökyüzüne bıraktı. Bayram yerindeki herkes gibi baloncu da şaşkındı. Sonunda dayanamayıp;
     - Ne yaptığınızı anlayamadım dedi. Neden bıraktınız onları öyle ?
     Adam , nazlı nazlı yükselmekte olan balonları buğulu gözlerle takip ederken ;
     - Onları bekleyen küçücük bir dostum var , diye mırıldandı. Hemde evliya gibi bir dost. Balonları adresine postaladım sadece.
     
SAYFANIN DEVAMI »    [1]    [2]    [3]    [4]    [5]    [6]

 

 


ANA SAYFA İÇİN
Tıklayınız
SOHBETE GİRİŞ İÇİN
Tıklayınız

WWW.SOHBETBAZ.NET
çet -  bedava çet -  sohbet sayfası -  çet sitesi